saatlerin hepsi aynı zamanın habercisidir..tek farkları belki de bir salise ileride ya da geride olmalarıdır..ama ne olursa olsun sonuç; zamanı gelince akrep ile yelkovanın onikinin üzerinde olmasındadır..
rüzgar şarkı söylüyor..
ama yağmur daha baskın..
bir yerde,bilmediğim bir apartımanın,
zemin katında bir bebek ağlıyor..
saat her zaman ki yoksunluğunda,
o tiz sesiyle dolduruyor sokağı..
ben Cihangir ya da beyoğlundayım..
yürüdüğüm yer ise Maçka..
ne farkeder saatler aynıysa..
bir merdiven korkuluğu bulup aşağılara doğru,
kaymak istiyorum..
yaşım geçkin, ama kalbim oniki sularında..
sayfalarca kitaplar yığılmış Kadıköyün,
toprak rengi sokak aralarına..
çevreye buram buram yayılıyor,
kuşe kağıtsız hayatlar..
gazeteler akşamüzerinden toplanmış..
bir tanesi bile kalmamış,
gelecek güne hayırlar ola..
ne alakaysa şimdi şiir..
oysa Ortaköyde de değilken üstüne üstelik..
kanlıcada yoğurtta yemiyorken,
balıkta tutmayacaksam Galata köprüsünden..
ki; kim söylemiş tutabildiğimi derken..
artık yarına kalmış misinanın ucundaki İstavritlerin,
hayatla son valsleri..
son vals buna denmeli..
"Uzun zamandır şiir yazmıyordum..yazayım dedim..yüreklerinize çok iyi bakın..mışıl uykular.."